hayaller jean seberg

Thursday, October 16, 2014

sabah, gece uyurken dokulmus saclarim yuzume gozume yapismis halde uyandim. hos degil. bundan onceki lenfoma macerasinda daha kemoterapi baslamadan "kontrol bende olmali" dusuncesiyle apar topar gidip 3 numara kestirmistim. ve ne olmustu? kestirmesem de idare edecek kadar dokulmustu. bu seferki kemoterapi otekine oranla daha ayici olmasina ragmen sansimi deneyeyim demistim. neyse, olmadi. tutam tutam ele gelen sac sahiden cok sinir bozucu. insan kendini durduramiyor da, surekli eli kafasina gidiyor. bir 15 dakika kadar agladim. sonra da kalkip kuafore gittim. iyi ki gitmisim; o boynu bukuk halim gitti cunku netice bekledigimden iyi, esten dosttan "auuu cok guzel olmus" gazlari geliyor ve su an kendimi jean seberg gibi hissediyorum.

bu sac mevzuuna cok kafayi takmisim gibi geliyor ama tam olarak neden boyle oldugunu konuk yazarimiz (ve kemo-das) elektra anlatsin (bana yazdigi mailden):

"Sac dokulmesi ne yazik ki bu surecte atlatilmasi gereken onemli bir esik Aslinda ilaci alirken yasadigin agri/size/mide bulanmasi/asiri yorgunluk/zihinsel yorgunluk ve bulaniklik vs. gibi sayisiz rahatsizlik ve ilaci biraktiktan sonra bile yanina kalabilecek kemo-alakali turlu yan etkiler (noropati, zihinsel ve hormonal problemler) dusunuldugunde sacinin, kasinin dokulmesi bayagi onemsiz geliyor (saglik acisindan). Ama gel gor ki, gunluk hayatta hic oyle degil iste.

Kemo suresince yasadigin tum agri/sizi ve bilumum igrenclik senin icinde ve kimse gormuyor. En onemlisi sen de gormuyorsun. Sen agrilarini saklayabildigin veya gercekten iyi oldugun bir gunde aslinda ‘hasta degilsin’. Ama sac, kas oyle mi? Degil. Sacin yoksa (ve bir sekilde bunu saklamayi secmediysen) disariya ciktigin anda kimliginin EN ON plandaki kismi senin ‘kanser hastasi’ olman. Beni en rahatsiz eden kismi buydu sanirim. Kanser hastasi DA olmam tamamdi da, beni tanimayip yolda sokakta goren bir insanin hakkimda edindigi ilk (ve herhalde tek) bilgi parcasinin kanser olmasi nedense barismak icin biraz zaman gerektiren bir gerceklik olmustu.

Belki de daha kotusu, hastanin kendisi icin de ayni durumun gecerli olmasi. Her aynaya baktiginda (gunlerce, haftalarca, aylarca) dusundugun ILK SEY ‘hastayim’. Iyi hissettigin, su allahin belasi cehennemden bir gun olsun mola almak istedigin ve baska seylerle aklini dagittigin bir gun bile. Aynaya bakiyorsun ve, hop, yine ‘hastasin’.

O yuzden sac dokulmesi bir sure bocalatabiliyor. Hele ilk dokulurken yumak yumak eline gelmesi cok uzucu. Benim elime ilk saglam tutamin geldigi gun spor salonundaydim. Treadmill’de yuruyorum, hafif terlemisim. Sacim zaten bagli. Biraz onume dokulen bir tutami alip kulagimin arkasina sikistirmak istedim. Oldugu gibi elimde kaldi. Oylece baktim birkac saniye. Ne yapacagimi da bilemedim, sonra sweatshirt’umun cebine koydum cool bir tavirla. Haha. Sonrasinda da ‘bunlari hemen kirpiyoruz’ dedim.

Herkesin coping mekanizmasi farkli tabi ama ben peruk olayini hic basaramadim. Cogunlukla berelerimle, bazen sapkalarimla, bir noktadan sonra da gayet KELTOSUMLA gezdim Bazi insanlarin bu durumu cilgin peruklar, sapkalar icin muhtesem bir firsat olarak gorup o yolda ilerledigini de okudum.

Kimi insan daha dokulmeye baslar baslamaz sacini kazitmak ister (kontrolu biraz olsun geri alabilmek umidiyle, her gun tutam tutam dokulen sacini gormenin cok daha agir geleceginden ya da benim gibi ayrica tembelse dokulen saclarini da toplamak istemediginden). Kimisi de kemo suresince hic dokunmaz. Tutabildigi kadarini tutmaya calisir. Dogru/yanlis yok. Seni hangisi daha rahat ettiriyorsa, hangisi aklina daha cok yatiyorsa o yolu secersin. Ya da, kimbilir, daha once hic denenmemis yepyeni bir yol kesfedersin."

1 comment:

 
site design by designer blogs